Tanımlamaları sevmedim hiçbir zaman.Adını koyamadıklarımla devam ettim yolla.Tatlı sonbaharlar mı demeliyim size yada yarım kalmış kışlar en doğrusuysa, yaşanılacak yazlar adına yürüdüm emin adımlarla her mevsimi. Gençlik ateşi başıma vurdu kimi zaman, adımlar seksen santimi aşınca tutamadım eklemlerimi, bacaklar leylek bacağı misali, uçardım ben, matem dolu bir akşamda sesine vurulduğum yaralı kalbine.
Vücudum iki bölüm oldu,benim olan ve olmayan.Karıştırırdım kimi zaman ,elim elin mi olmuş yazarken bedenimi,dudaklarım senin olmuş düşlerken hayalini. Sahip olamadıklarım hep ufkumda bir çizgi ,hayallerim şahdamarımdan da yakın,varoluşumsa bir deprem gecesi ,ne beklersin ki sesine yandığım, dizginlerini çoktan alıp karşı adada soluklanan beden beni terketmişken ,sende sebeplerinden henüz kurtulamamışken, eyledin kendini tercih meselesi ettin, misafirhane ellerde el olup gitmeyi. Nedenleri nedensiz kılar mı sandın kaçışın ardına bakarken ağlayan gözlere, en çokta bu dağlarken bedenimi, nasıl dizginlerim duygularımı , şaha kalkan bir at gibi dayandıkça kalbime.Gitmek kime yakışırdı diye düşünürken,aynaya bakıyorum ,üç kişi hayal meyal geliyor,akıl sandığım rotasız geminin ,rıhtımından beş karış ötede olduğu zamanlarda, ne yazık bana , yara sanıp da merhem ararken deli divane nerden bilirdim bir gün, hayatımın en özel ve her karesini tekrar tekrar yaşamak isteyeceğim masal tadındaki temmuz akşamının kapımın ardında beklediğini. Sual sormadan ,dudaklardan akmayan kelimeler ,gözlerinden bir sel gibi akarken tüm benliğime ,bugüne kadar belki gençlik dersin, belki hata ,tanıdığımı sandığım tüm suratların tamamlandığı son yer olan kalbinden,yaralı kalbime akan sevdanla tutuşmuştum. Geçmiş sana gelmiş , anım senle ,gelecek hep sen ,kenetlenmiş gibi,görmek istediklerimi görürken , bedenim sahip olamadığım bedeninle el ele diz dize, gülümsemekle ağlamak arasında kayboluyorum. Ben ne zaman yürüdüm sen koştun ben yoruldum sen kelebek gibi uçtun. Unuttun ,unutulmadın,yaşamak istediklerimi yaşamadan,çıktım yolla. Bilmem desem de bilirim yaz akşamı neden bu kadar matemli.Kozalarımı yırttım aştım kendimi artık bende oldum bir kelebek tıpkı sen gibi. Ömrü bir gün olsa bile, değermiş yirmidört saati hayalin ardından uçmaya... |
|