Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
MEÇHUL SEVGİLİYE 2 okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
MEÇHUL SEVGİLİYE 2 |
| Kategori |
: |
Hikaye |
| Ekleyen |
: |
Mustafa Arif Razgartlı |
| Eklenme Tarihi |
: |
14.07.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
355 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
-Biz bu hanımla yaklaşık bir seneden fazla mesajlaştık. İşte tam bu sıralarda benim istediğim bir kızla ailem beni nişanladı. Derken düğün günüde koydular.
-Vaybe komutan tıpkı Arjantin dizileri gibi.. Ne aşk be..
-Aşk değil be oğlum,sadece mektup arkadaşlığı bizimki..
-Öyledir öyledir…..
-Neyse biz erkeğiz ve yapacağımız işi doğru yapacağız ya bende kalktım, nişanlandığımı yakında evleneceğimi söyledim. Hanım, Allah mesut etsin dedi..
-Yuh be komutan direkt evleniyorum denirmi be..
Arkasına dayadığı ellerini ayaklarını karnına doğru çekerek dizlerinde birleştirdi ve yine dalgın dalgın gölün karanlık sularına bakmaya başladı. Bir müddet sessizlik oldu.
-Bir gün bir mesaj aldım,mesajda madem evleniyorsun birbirimizi ilk ve son olarak görsek dedi.
-Eeee..
-Epey düşündüm.Nasıl olurdu. Ben evlenecektim.. Ama bir taraftanda bu hanımı merak ediyordum. Yazılarından onun çok iyi tahsil yaptığını anlıyordum.
Şimdi oturduğumuz burada uzun uzun düşündüm. Benim nereli olduğumu bilmiyecektiki.Görüşsek ne zararı olabilirdi. Aslında benim değil bayanın bundan korkması tedirgin olması gerekirken ben tedirgindim. Sonunda kararımı verdim bir defa görüşecektim.
-Nereliymiş bu hanım komutan ..
-Tam olarak nereli olduğumu ne ben nede o söylemiyor. Sonunda bizim vilayetimize pekte de yakın olmıyan bir vilayetde buluşmıya karar verdik.
-Vaybe..
-Neyse ben belirtilen günde daha sabah namazından sonra arabamla yola çıktım. Hani aklımca buluşacağımız yere ondan önce varıp buluşmadan önce onu görmek istiyorum. Belkide onu görüp,kendimi ona hiç göstermeden oradan ayrılacak,daha sonrada ona son bir özür mesajıyla veda edecektim.
-Peki,bir birinizi nasıl tanıyacaktınız..
-Kim erken gelirse iskelenin yanındaki kafeteryanın içinde oturacağı masada elinde yapma kırmızı ve sarı gül tutacaktı.
-Vaybee..Eeeee..
-Ben akıllıyım ya orada dolaşırken aklıma , neden benim yerime birini o masaya oturtup eline gülleri vermiyorum dedim.
-Tam dayaklıksın be komutan..
-Neyse buluşmaya yarım saatden az bir zaman kala ben garsonla anlaşıp kenarda kalan bir masının üstüne gülleri bırakacak,sorulduğunda şimdi gelecek diyecek hanımı masaya oturtacaktı. Ben başka masadan o masayı gözliyecektim.
Garson da o masaya başkasını oturtmıyacaktı. Dediğim gibide yaptım. Garsonla anlaştığımız masanın üzerine yapma kırmızı ve sarı gülü koyup tam karşı köşedeki masaya oturdum ve o masayı kesmeye başladım..
-Dur komutan dur yahu.. Hadi gidelim,şerefe.. yarasın… Eeeeee.
-Akşama kadar bekledim ne gelen var nede giden.Akşama doğru eve doğruyola çıktım. Ama bozulmuştum. Tam bir tongaya düşmüştüm. Ya kendini bana hanım diye tanıtan biri beni işletmişti yada evli bir hanım veya başka biri başka bir nedenle beni atlatmış,çok kötü işletmişti.
-Ulan ne iş be.. Ama mesajlaşma devam etti dimi komutan ?
-Yok.. O günden sonra tek bir mesaj bile gelmedi. Ben bir defa bayağı uzun ama kırıcı olmıyan bir Mail attım ama hiçbir cevap gelmedi. Bir müddet sonra benim düğünüm başladı. Bizim buralarda baştan kadınlara kına eğlentisi yapılır.Erkeklerede ayrı eğlenti yapılır.
Düğün için göl kenarındaki bizim otelin büyük salonu hazırlandı. Bir kalabalık ki sorma gitsin. Evleniyorum ama inanki o hanımın bana oynadığı oyunu hala hazmetmiş değilim.O akşam Evlendim..
-Hiçbir haber yok yani .. Vaybe kavanoz dipli dünya, vayki ne vay..
-Yok yok.. Sanki biz hiç olanları yaşamamış,hiç yazışmamışız…Neyse.. Düğünümün ertesi günü bizim oteldeki komi bana bir mektup getirdi. Mektubun üzerinde sadece benim ismim vardı. Müdüriyet odasına gidip merakla zarfı açtım… Hadi içelim,şerefe..
-Şerefe..Yahu komutan öyle bir yerde kesiyorsunki ? Sonra.. Ne yazıyordu...
-Mektupta yazılanlar kelimesi kelimesine aynen şöyleydi ;
Sevgili arkadaşım;
Sana önce bir özür borçluyum. O gün seninle buluşmaya gelmediğimi sanıyor ve seni atlattığımı düşünüyorsun. İnanki durum öyle değil..
Sen bana ben evleniyorum deyince artık seninle buluşmam ne bana nede sana bir fayda sağlamıyacaktı. Belkide senin kurulmasını planladığın yuvanın baştan yıkılmasına sebep olacaktım. Buna müsaade edemezdim. Senin garsonla konuşmanı,masaya kırmızı ve sarı yapma gülleri koyup köşedeki masaya geçip benim gelmemi gözlemeye başladığında ben o kafeteryadaydım. Senin oturduğun masanın hemen yanındaki masada yaşlı bir teyzeyle oturuyordum.İçeri girdiğimde yaşlı teye yalnız oturuyordu bende ondan izin aldım onun masasına oturdum. Sen yandaki masada oflayıp pufladıkça sana çektirdiğim bu azap için o kadar üzülüyordumki,yine de sana ben buradayım diyemiyordum. Sen kalktın bende arkandan.. Sen arabana bindin gittin. Ben arabanın plakasını aldım. Arabanın plakasından senin yerini öğrendim. Bulunduğun şehre gelip düğününün sizin göl kenarındaki otelinizde hangi tarhte yapılacağını öğrendim. Kına gecesinde gelin hanımla birlikte oynadık. Oteldeki düğünde nikahtan sonra seni tebrik edenler arasında bende vardım. Hatta güzel gelinimize çam sakızı çoban armağanı bir takıda taktım.
Sen o kadar iyi niyetli birisinki,buluşmaya gelmediğimde ağzını bozup tek bir kötü yazı yazmadın. Oysa başkası olsaydı…..
Ben akşam geç vakit buradan ayrıldım. Ayrılmadan öncede bu mektubu otelinizin komisine sana verilmek üzere verdim.Eşin çok iyi mükemmel bir hanımefendi,senide çok seviyor.Onu elinden geldiğinden çok fazlasıyla mutlu et.
Neyse, bundan sonra sana yeni hayatında her şeyin istediğince olmasını dilerim.
Mutlu et,mutlu ol.
SEDA.
Mektup elimde dışarı fırlayıp bana mektubu veren komiyi buldum. Mektubu bana verilmek üzere başı eşarpla örtülü bir hanımın verip uzaklaştığını söyledi. Karanlık olduğundan kadını tanıyamamış.
Otelin önündeki iskelenin ta uç kısmında ellerim ceplerimde öylece dalgın dalgın uzaklara bakarken arkamdan bir ses “Günaydın canım” eşimdi. “Günaydın hayatım..” Biz bir müddet el ele iskeleden göle bakarken eşim, “akşam senin arkadaşının eşi olduğunu ama kocası öldüğünden yalnız geldiğini söyliyen bir hanım şu hediyeyi taktı.” Yarımlık bir altındı. Üzerindeki yapıştırılmış etiketde; “Birbirinizi mutlu edin,mutlu olun yazıyordu.”
Eşimle sessizce iskeleden otele doğru yürümeye başladık.
-Eeeee..
-Eeeee…si işte bu oğlum.
Gölün sakin dalgaları kıyıdaki çakılların üzerinde sessizce dağılırken,güneşin ilk ışıklarıda etrafı aydınlatmıya başlamıştı.
|
|
|
 |
MEÇHUL SEVGİLİYE 2 Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
MEÇHUL SEVGİLİYE 2 Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|