Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
deneysel okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
deneysel |
| Kategori |
: |
Deneme |
| Ekleyen |
: |
stagger |
| Eklenme Tarihi |
: |
29.08.2008 |
| Okunma Sayýsý |
: |
489 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Uyandım ve irkildim.Sabahın sertliğini yaşayamadığım bir gün.Uyumum ona emanet. Gün bana ısmarlamıştı tüm ışığını ve ben ise buna cevap veremiyordum.Şairlere her zaman büyük bir özenişle bakmışımdır.Onların varlığı bana yaşama sevinci veriyordu.Sözcükleri kullanışları, sözcükleri seçişleri,yaptıkları her hareket beni uysallaştırıyordu.
Kendimi her zaman defnedilmeye hazır hissediyorum.Her an bana ayrılan odada yerimi alabilirim.
Uyum bizden istenen yegane olurdu.Dağları aşıyorum, ilerliyorum, zirve benim yerimdi.Orası tek kişilikti ve bana ayrılmıştı.
Kendimi her zaman mutsuz hissettim ve karşıtını hiçbir zaman yaşamadım.Uçurum, benim rotamın ulaştığı son noktaydı.Orası yenilmemesi gereken her türlü ot ile doluydu.
Tanrıyı neden bu kadar seviyorum ve ben bunun nedenini bilmiyorum.Belki de beni hiçbir zaman umursamadığı için.Beni hep yalnız bıraktı bu da bana bir armağandı.
Tanrı sizleri korusun…
Ölüler neden ağlatır.Bundan zevk alıyorlar mı acaba? Topraktan yeşerdim onunla karnımı doyurdum.Herkesin değer verdiği bu şeyi kim bu kadar değerli kıldı.Bu bilinmemekte.Bilinen en önemli ayrıntı ise her tohumun kendini benzettiği.
Yaşadığım yerin iklimi ılıman.Ortada yer alıyorum ve uca doğru uzanmak istiyorum.Her şey o kadar açık ki , bu bir cezaydı.Ulaşamıyorum, korkuyorum.İzin almadan sahip olmadığım tarlalara daldım ve cezalandırıldım.Delilik işte bu ayrıntıda gizli. Sigorta işte bu nedenle attı.
*
Şairler işte bu boyutun sahipleri.Tanrı onları özenilsin diye yaratmadı mı? Zirveye tırmanmayı başardılar. Şimdi zirvedeler ve ayaklarının altına serilenleri kesmekteler.Umudum kalmadı artık yarınlar için.Her şey kıyıya vuran dalgalar gibi ses çıkarmakta.
Size ait bir şeye mi hayranlık duyarsınız yoksa sahip olmadığınız her şeye mi?
*
Mevsimleri çok seviyorum.Bir meyve çeşnisi gibi.Böğürtlen tam da kadınıma göre.O beni bıraktı ve donsuz.Şimdi çırılçıplağım ve geçmişe özlem duyuyorum.Falcılar neden geçmişe kafayı takmışlar bunun nedenini bilememekteyim.Gelecek kimsenin sahip olmadığı bir şeydi.
Her an değişmeye yüz tutmuş.Her adımımız onu bize yaklaştırmakta.
*
Baktığım her yer çiğ kokmakta.Tarlalar teknolojinin eline geçmiş ve hasat.Uzmanlık alanımız Kimler tarafından belirlendi.Eğitim, savaş kampları gibi.Her alanda hiyerarşi.İşte tamda bu nedenden dolayı devleti geldiği yere geri göndermeli ve bir daha selam vermemeli.Sınırlar bizi aşar.
Bedenim toprağa, ruhum ise tanrıya emanet.Size ölümü anlatmak isterdim fakat buna izin verilmedi.Sürüklenenler ve tutunamayanlar.Gazap tamda kıyımızda ayaklarını suyla sevişmeye tabi kılmış ve incinmiş.Bizler o kıyıya ulaştığımız zaman neyin gerçek neyin saçma olduğunu kavrayacağız.Eğer bana izin verilseydi hepinizi mutlu kılardım.Ben her an mutsuzdum tanrı benim tarlama hiçbir zaman mutluluk tohumu ekmedi.O beni mutsuzluğun ne olduğunu size göstermek için seçti.Ben ise buna hiçbir zaman cevap vermedim.
Değerli bir taş.Onu henüz sahiplendim.Yazının ilk örneğinin görüldüğü tarihten geldim ve sizleri umursamadım.Yaşım hızla ilerliyor ve bu beni korkutuyor.Fakat ben ölümden hiçbir zaman korkmadım.
Sakin bir çiftlikteyim, tavuklarımı yemliyorum. Onlar büyüyecek ve neden varolduklarını görecekler.
Tanrıya kadını yarattığı için boyun eğdim .Mutluluk işte buydu.
Dünyayı döndüğü için umursadım.Hareket benim için her şeydi.Sürekli pervane gibi yol alıyoruz ve aynı topraklardan geçiyoruz, geçerken de tohumlarımızı toprağa sunuyoruz.Paha biçilmez bir tablo….
Koridorlarım keyfine epeyce düşkün sıçanlarla doluydu.Onlar doyumsuz etçillerdi.Hepsinde savaş gazisi endamı vardı.Bir sıçan ne kadar değersizse yarınlarda o kadar alçaktı Biz ne olacağımızı bilemeden bir girdapta sürüklenmekteyiz.Hayat bize hep sahte gülücükler atıyordu.Biz ise bunu büyük bir olgunlukla karşılıyorduk.
Para işte sahip olunması gereken onların tek gerçeği.Her şey onun içindi.Toprak neden değerliydi.Bereket ana olduğu için mi yoksa tankları üzerinde tutabildiği için mi?
Benim en değerli hazinem:ARIZA BEYNİMDİ.Kontrol kalemim ona dokunduğu zaman başarısız oluyordu.Arızalı organım tedaviyi reddediyordu.Bu beni hem üzüyor hem de mutlu ediyordu.Mutlu ediyordu tüm diğerleri bana salakça bakıyorlardı.
Bir çınarım ben.Uzadıkça ulaşılamayan.Daima ayakta,daima güçlü.Kendimi sevmeye başladığım gün benim miladımdı.Nasıl ki İsa bu dünyanın miladı ise ben de diğerinin.
Evet gülüyorum ve seviliyorum.İstediğim yegane şey devletin bertaraf edilmesi miydi?İnsanlar toprağı nasıl paylaştı ise tanrıda cennetin tapularını tam zıt bir şekilde paylaştıracaktı.
Ur sendromu.Giderek azıyor ve beni acıdan kıvrandırıyor.Sağlıklı olan her santimetre karemi teslim alıyor.Beni uçuruma doğru bir yolculuğa çıkarıyor.Yaklaştığımı ben de hissediyorum.Bu beni çıldırtıyor.Tanrı benim şerefime büyük bir balo düzenlemiş.Herkes onur konuğunu beklemekte.Sıçanlar olmaları gereken yerdeler.Nefret ettiğim yegane havya sıçanın kendisidir.Ne iğrenç bir kemirgen.Neden yaratıldığı bilinmemekte bu pis bok yiyenin.Kafasını kaldırmış yeni bir av beklemekte.Hiç kimseyi ona kurban vermeyeceğim.Onu varolduğuna pişman edeceğim.Ur şampiyonu beynimde benimle aynı kanaatte…
*
Doğum tarihim doğrumu acaba?Gök kırmızıya çalmakta ve benim ordumu beklemekte.Ordum tamamen zeka özürlülerden meydana gelmekte.Tüm deliler benim saflarımda yer almakta.Umut satılığa çıkmış yeni sahibini beklemekte ben o iğrenç duygudan kurtuldum.
Tuttuğum takım her hafta kaybetmekte.Dibe demir attım yeni sahibimi beklemekteyim.Bu kişi büyük olasılıkla tanrının kendisidir.
Bizler doğum sancısı çekmekteyiz.Cinsiyet belirsiz.Belirsiz olan diğer şey ise bilinmemekte.
Yaşamın en çıldırtıcı yanı ölümle eşdeğer olması belki de.
Serseri bana doğru geliyor.Elinde son bir mermi barındıran silahı ile.Ölümü görmek için çıldırıyor.Fakat nafile.Ay yüzüme gülümsüyor, beni sahipleniyor, ışığını ödünç almış olsa da.
Umut çılgınlığı. Beklemekte olduğum en berrak çizim işte gözlerimin önünde duruyor.Başladığım noktadayım.Hiç kimse beni iblise emanet edemez.İblisin güçlü olduğunu ve kötülükten beslendiğini her iyi insan gibi bende bilmekteyim.Onu teslim almamız gerekiyor bunun için yapmamız gereken ise iyiliği tüm boş yüzeylere yaymaktır.
Savaşımız yel değirmenleriyle değil gerçek olanla olmalıdır.Gerçek olan ise kötülüktür.
Onu bertaraf etmeli ve sinsice içimize yerleşmesine en güçlü antibiyotikleri kullanarak cevap vermeliyiz
Aşı çizelgesi
o-5 yaş arası :çocukluk çağlarında oluştuğu kabul edilen hastalıklar için her türlü aşı
5-15 yaş arası:ergenlik aşısı ahlaklı bir beyin için gerekli olan temiz yüzey aşısı
15-25 yaş arası:erdem aşısı
25- :dürüstlük aşısı
Dar bir boğazdayım.Su beni içine almaya çalışırken, ben toprağa yöneldim.Gömüldüm.Bedenim kendini azad etti.Yükseldim ve çakıldım. Benim istediğim tek şey yıllar süren beden uyuşmalarıdır.Tanrıyı her zaman arkamda hissettim. O beni daima denedi, ben ise doğru şıkkı işaretledim
Uçsuz bir arpa tarlasındayım. Arpa tamda benim istediğim noktadaydı: beni mutlu kılan cesaret içkim; bira
Geçmiş hep bir takıntı harikuladesiydi.Beni bir yerlere sürüklemeye çalıştılar fakat bunda başarılı olamadılar.Şimdi ise kıyıdayım ve süzgeçten süzülüyorum çılgın bir fahişenin koynuna dalıveriyorum. Ücra kıyıya.Görev verildi fakat bende o irade yok bazen kendimi güçsüz hissediyorum o an yapmak istediğim tek şey ölüm
Tanrım ,kendini kımıldatsana biraz sabrına ihtiyacım var.Kudretini bende mümkün kul rotamı şaşırtma bana sırrını söyle yada fısılda ki kimseler duymasın
bir volkanın sıcaklığı kadar ya da bir buz kütlesinin soğukluğu kadar zıt kıyılarda gezinmekteyim İstediğim en yegane şey zafer işareti.
Ne kadar da keskindi henüz bilediğim bıçağım. Yeni bir boşluk arıyordu vücudumda, hızla ilerlemeye başladı kadınımın pürüzsüz vücudunda. Her şey o izinsiz davetle başlamamış mıydı? Zaman gecenin bir yarısıydı. Kanım iyice ısınmaya başlamıştı. Tanrı diz kapaklarımı ovuyordu, bu bir denemeydi. İnsanları kandırmak için başlatılmış bir serüvendi. Aramaktaydım ama neyi arıyorum bundan bende bihaberim.
*
Anlatmak istediğim, normalden anormale geçişle ilgili bir buhran.Tanrının yardım ettiği en önemli kesim işte bunlardı. Tanrı en çok bunları sever çünkü bu bir sınavdı. Sınav dedim fakat benim pek ilgim olmamıştı. Benim testimde yüzlerce soru var ve bunların yüzlercesi uzmanlık gerektiren cinsten. Soluk alıyorum fakat nedense emaneten aldığım bu havayı taksitle geri iade ediyorum( 24 ay vade).Fakat aldığım ve geri iade ettiğim farklıydı. Metafiziğe bayılıyorum, bu mümkündü. Yaşam bana hep boktan yönünü gösterdi işte bu nedenle aram onunla hep limoniydi.
Somurtkan bir geçmişti, hayatta sahip olduğum tek şey.Onu hep umursadım ve bu nedenle gerçeğin ne olduğunu hiç anlayamadım.Beynimde teknik bir arıza meydana geldi.Tüm doktorlar bunun normale dönmesi için çaba gösterdiler.Fakat bir şey diyemiyorum arızanın giderilip giderilemediği hususunda.
Bir çığ gibi yamaçtan dibe doğru ilerliyorum ve her geçen an hızımı arttırıyorum fakat diğer ayağım debriyajda freni selamlamak istiyor.Nafile…
*
Bizden beklenen tek olur:Boyun eğmektir.
Rüyalarımız , belki de bize geçmişteki özlemlerimizi anımsatmak içindir.Ölüm belki de bildiğimiz tek kader sonucudur.
Uyum için gerekli olmasını istedikleri, çıkmaz bir sokağa dalmakla eşdeğer.
Anlatmak istediğim:Ölüm…
Ben yeryüzünde gezinirken şuna rastladım: tekdüze olan ölüm müydü?İçinden çıkılması gereken bir labirent miydi? Yaşam işte buydu.
İçinizden bir şeylerin eksildiğini hissedin.Ayaklarınız üşür ve ısınma ihtiyacı.Olması gereken buydu.O kadar dehşet verici bir şeydi ki ölüm .Ondan kapınızı çalmadan kurtulmak herhalde en mantıklısı. Milyonlarca renk fakat hepsi aynı sonda meydana gelen o renge çıkar.Bundan kurtulmak imkansız…
*
Benim atasözüm şu dört kelimeden oluşuyor:Hayat fani ölüm ani.
Gökyüzüne yükselmek ve tanrının midesine oturmuş kavurma olmak istiyorum.Ne bileyim
Tanrı benim yaşamımın her saniyesinde yanımdaydı ya da ben öyle sandım.Bende onun en güzel yerinde olmak istedim.
Benim gibiler hep ölüydüler.Zevk bizler için uçsuzdu.Kıçtan bacaklılar için yaşam neydiyse bizde de aynı anlamı ifade ediyordu.
Renkler, işte o harika şeyler
Zaman onu umursadığınızda, dişlerini size gösterir. Sonrası mı belirsiz.Herkes iyi bir insan olmak için çırpınmakta fakat hangi noktadan.Pist çamur içindeydi.Havalanamıyordum.Yeryüzünü dümdüz etmek için çabalıyorum.Dağları ova seviyesine indirmek istiyorum.İhtiyar bir delikanlı gibiyim.Her şeyden uzaklaşıyorum.Umut tacirleri beni artık umursamıyorlar.Zaten umurumda değil…
*
Dikkat!Zıplayacak var.Uyarı levhalarına ayar oluyorum.İnsanlara kıllık yapmak istiyorum.Şimdi siz “sen salak mısın?” diyeceksiniz.Ben de olabilir diyeceğim.Bir dahi olacağıma deli olmayı yeğlerim.El üstünde tutulmaktansa, ayaklar altında ezilmeyi tercih ederim.Her şey üstüme geldiği için bunları yazıyorum.Nefret ediyorum, nefret ediyorum ve çıldırıyorum.Benim yazmak zorunda kaldığım en önemli ayrıntı, deli olduğumdur.Bununla gurur duyuyorum diyeceğim fakat yalan…
Kılıç balığı.Ne kadar da sivri bir duruş.Putlar bekletmeyi çok sever.Namuslu bir dün için temiz bir şu an lazım.
Toprak, tohumlarını beklemekte.Tüm minerallerini bunun için seferber etmiş.Su ise ellerimde yeni sahibini beklemekte.
Düşten öte olan tek olur, şu anda ki serzeniştir.Kapının tek geçerli yanı bir anahtara sahip olmasıdır.
Tanrının bir efsane oluşunun nedeni yarattıklarında gizlidir.
Kadınlar gözlerimin önünden geçmişime akıyorlar.Onlarsız mümkün değil saadet.
Bulmaca, yararlanılması gerekli olan bir sürü cevap mümkün.
Sürat faktörü bir akademi bölümüydü.Onun öğrenilmesi için bir sürü ders gösteriliyordu ona muhtaç insanlara.
Bir pınar gibiydi, benim platonik geçmiş mirasımın bulunduğu yer.Onu her zaman umursayacağım ve karşılaşacağım beklediğim doğru noktada.
Yaptığım en büyük hata, onu devamlı hatırlamaktı.Kurtuluşum oysa ki tam karşı istikamette gizliydi.Rotamı değiştirmem gerektiğini biliyordum.Safkan bir İngiliz atı gibiydim devamlı koşmaya amade.Engelleri ona ulaşmak için aşıyordum, onu bir daha göremeyeceğimi bilerek…
*
Zıpırdayarak gözlerini kapatanlar.
Yaşamak istiyorsak bizden istenenleri yerine getirmeliyiz.Bu doğumdan itibaren başlar.Aile her zaman onların istediği gibi birinin filizlenmesini bekler.İstemedikleri tek şey itaatsizliktir.Bu bana göre değil.Onların benden beklediği en büyük öncelilik uyumdur.Benim ise kendimden beklediğim en son öncelilik uyumdur.Onlar ölümü uzak tutmaya çalışırlar ben ise tam kalbinin ortasından dalıveririm o noktaya.Aşıyorum, aşıyorum ve yükseliyorum.
Zaman, sahip olduğumuz en değerli mülktür.Kim demişse mülkiyet hırsızlıktır diye onu alnından öpmek istiyorum.Mülkiyet:ölüm
Derinliği fazla olan konuşmalar, insanı caydırıcı kılan politikacılara göredir.Yüzeysel gelişen sohbetler ise apolitiklere göredir.Bize ise sadece pastanın ortası kalmıştır.Zaten en iyi tatta orada mevcuttur.
Bir put yarattım ve zavallı insanlara sundum.Onlar ise buna kapılıp hemen ibadet biçimler geliştirdiler.Tanrı beni bu nedenle sevdi. Ben ona, insanların gerçek yüzlerini sundum.
Umudum o kadar derin ki, onu oradan çıkarmak için daldığımda basınçla aynı yemekte buldum kendimi.Bu müstehcen bir hikaye idi ve bana göre değildi.O ise en saf kıyıda beni bekliyordu, dizkapaklarının üstüne çökmüş bir halde.
Her şey onun için!
Damdan dama zıplayan bir kedi.Hiç durmaksızın yürüyen yarının nesnel sahipleri.Dağlardan sokağa inen vahşi hayvan koalisyonu.Bu koalisyon denetimi bir anda elinizden alabilir.Bu bir kıyamet belirtisi idi.
Bu sokak kime ait.Kim kurşunlarını sol eliyle saydı.Sadece umursamak zorunda kaldığım bir tek şey vardı.O da orada kaldı.Yaşamı bende anlamlı kılan daha doğrusu yaşamama neden olan bir siluetti geçmişimde.Umduğum,uğrunda her şeyi kalemimi kırarak(yıkım) ölüme uğurladığımdı.Aniden çığlık kopuverdi en yakın kıyıya doğru.Kumsalda ki kumu saymaya çalışacak kadar aptal olmadığımı sizde anlamışsınızdır.Kim saymaya kalkarsa ölümle mesafeyi daraltmakta.Onbeşimde özlediğim,yirmi dördünde uğruna ölümü dolandırdığımdır.
Tanrı benimle kumar masasına oturmamakta kararlı.Ben ise O’na tapmakta kararlıyım.
Uğruna her şeyi uğurladığım işte bu belirsiz diyalogdu.Üç cümle her an yankılanmakta kulaklarımda.Belirsizlik bana göre değil.Ben umudumu her zaman korumaya çalıştım.Sonsuzluğa doğru bir yolculuğa çıktım yıllar sonra aynı yerde buldum kendimi.
Sonsuzluk diye bir şey yoktur.
Yıkanmak zorunda olmadığım bir hafta.Görgü tanıklarına göre suçlu ben değilim.Açıklamak zorunda kaldığım hiçbir yalanım olmadı.Hasat mevsimi yaklaşmakta. Sırça köşküm satılmak üzere.İnime çekildim kurbanımı beklemekteyim.Ben ii bir misafirperverim.Zamanı yerle bir ettim.Uçurumu gözlerimin altına aldım.Müziği beni anlattığı, O’nu ise yaşamı anlamlı kıldığı için umursadım.Hep onbeşinde durgun, onbeşinde suskun.Tekdüze olan yaşam değildi onu bu hale getiren bizlerdik.
Dağlar tırmananları ile varolmuşlardır.Cennet ise ölümle mümkün kılınmıştır.Tanrı ölümle gerçek olmuştur.Ölüm işte bu nedenle yaşamın en anlamlı ve en kalabalık kıyısıdır.Milyonlarca insan bu kıyıdan denize dalmak için izinsiz kabul edilmiştir.
Umduğum lanetlemek zorunda kaldığımdır.Bu topraklar tam da bende en verimli dönemini yaşamıştır.
Geleceği ellerimizden çalıverdiler.Her şey sürtünme ile başlamıştı.Beynimi birilerine yedirtmeye başladığım tarihe tekrar uğrayabilsem buna izin vermezdim.Eğer doğuştan gelen bir vaka ise mutluluk verdiği ve özgür kıldığı kesinlikle doğrudur.Eğer yirmi dörde normal yollardan geliyor ve bu noktada bir sorunla karşılaşıp, beyninizi yediyseniz bunun verdiği acı tartışılamaz.
Son günler.Ölüm beni karşılamak için büyük bir balo düzenlemiş.Ben ise buna hazır olup olmadığımı henüz bilememekteyim.Hayalet bir ruha sahibim.Her şeyim çözülmeye mahkum.kırk defa kaçırıldım ruhum bedenime dara gelmekte ve bu beni derinden yaralamakta.Bedenimin içinde bulunduğu ruh hali en azılı katili bile çileden çıkarmakta.İrkilen katil her yanı kurşuna boğmakta.Kan en yüksek debisini yaşayan bir nehir gibi yolunu aşındırmakta.Bu bir hayali bilmece idi.Cevabı ise bilinmemekte.Bastığım yerler çatırdamakta.Yaşam bilincini yitirmekle meşgul.Çözülen sadece o değildi.Bilinç tahrip edilmiş ve geçmişine özlem duymakta.Karındeşen jack özenilen tek karakter.Bu yanlış bir yöntem.
Alanlar daralmakta,işçiler haklarını aramakta,kolluk güçleri bundan tedirgin.Sınıfsal ya da her neyse pek fazla ilginç gelmemekte.Oturuma hakim olan düşünce: Bireysel kurtuluş.Ben bu boyutta bunun mümkün olmadığını bilmekten uzak değilim.
Boyutlar arası turizme hoş geldiniz.
Sonraları hissettiğim umutsuz bir çağlayan gibiydi.Her şey boynuma sarıl ipe ivme kazandırıyordu.Gözyaşlarım okyanusu taşırıyordu.Geçmişimde kalanlara duyduğum özlem beni derinden yaralıyordu.Onu bir daha görmek için neler vermezdim ki.Uzaktan gördüğüm bir çok şeyi o sanıp dalıyordum.Aklım onunla girdiğim yegane konuşmanın meydana geldiği o andan beri karışmıştı ve bu durum hala devam ediyordu.Fakat bu beni umutsuzluğa itmemişti.Kaç kere ölümü sınadığımı hatırlamıyorum.Burnumdan mideme ulaşan o hortumun bende bıraktığı mide bulantısının şiddetini sizlere anlatamam.İşte tekrar aranızdayım bu sizi mutlu kılmalı…
*
Şimdi yıkanmama ayini.Değirmen taşı sertliğinde göğsümün efendileri.Onlar benim mutluluğum için hazır kıtalar.Dağlar yorgunluğumu almakta ve beni hayallerimin prensesine doğru bir yolculuğa çıkarmakta.Umut bende isyan bayrağını çoktan çekmiş beni umursamamakta.Toprak diz kapaklarıma yaklaşmakta ben ise cevap verememekteyim.Bende kopan bir şeylerin varlığından haberdarım.Hislerimi sana yollamak istemekteyim fakat adres belli değil.Beni bir ringe attılar ve terk ettiler tribünleri.Yorgunum artık.Tanrıdan hep standart bir beyin istedim.Normal olmak için çırpınmaktayım fakat tanrı bunu bana uygun görmemekte.
Alışılması güç yerlerdeyim.Tohumlarım etrafıma serpilmiş.Gözlerim her zaman ki gibi kaymayla meşgul.Beyin: Sigorta atık.Bedenim beş para etmez bir şekle bürünmüş.Yaşamım boyunca kendime hiç güvenemedim.Umudumu geçmişimde bir yerlerde kaybettim.Şimdi ise elimde fener ile onu aramaktayım.Bulabildiğim tek şey ise gözyaşlarımdı.
Takvim yaprakları tarihi sınıyor.Saniyeler doğum sancısı çekmekte.Tarih hiç kimseyi umursamadan yoluna devam ediyor.Umduğum lanet yağdırdığımdır.Tarih beni onu umursamadığım için lanetliyor.Gün doğmadan daha şafak vaktiyken kaderim çiziliyor.
Devirmek zorunda olduğum bir rakibe sahibim.”Hey sen” diye bir çığlık atıyorum.Karşılığı gecikmiyor.Karşılığı sizi ilgilendirmemekte.”Sen artık ölüsün “ diyerek silahımı ateşleyi
veriyorum.Here taraf kan, cezaevi beni beklemekte.Ben ise bunu gururuma yedirememekteyim ve kaçış başlıyor.Kendimi yüksek bir yerde buluyorum ve dibe doğru yolculuğum başlıyor. Önce karşılanan beynimdi.
-Lanet yağdırıyorum tüm sebep olanlara
*
Utanmaz,sıkılgan,yalnız ve ürkek.Bunların ne anlama geldiği hayal gücünüze bağlı.Dün yine onu aradım. O ise sırra kadem basmıştı.
Uykudan kaçmamın nedeni yanlış cümlelerin varlığıdır.Cümleler genelde yalnız bir dostu içermekte.İnzivaya çekilmiş geçmiş zaman diyalogları.Bu diyalogların varlığının ana nedeni onun varoluşudur.
Basamakları saya saya keçileri kaçırdım.O ise bana bir amigo gibi daima destek vermiştir.Yolunda gitmeyen ise hatırlamada çektiğim güçlüktür.Bir yıllık bir yüz yüze ilişki.Bende varolan süreç bundan ibaretti..Daha fazlasını hak etmedim.
-Her yerde aradığımdı.
Çığırtkan bir sessizlik.Ölümün uçsuz kıyısında sadece yarının görülebilmesi için girişilmiş yorgun bir çaba.İşte tam da bu noktada yaşam, nasıl bir çözüm olduğunu bize postalar. Adres değişikliği bildirilmiştir.
Toprak için girişilmiş savaşlar,toprağın geri aldığı insanlar.Dünya temeli atıldığından bu yana hep bunun için varolmuştur:Toprak.Bu amacın ortadan kalkması için girişilmesi gereken bir unsur mevcuttu. Boş sınırlar…
*
Nazlı bahar yağmurları.İçinde bir çok işgali barındırırlar.Tek eksiğimiz yeteri kadar buharlaşmanın olmaması.Hava içimizdeki kasveti yansıtır gibi.İşte bu derin yerlerddeen gelen bir kaynak gibidir.Her şey onda gizlidir.Su ne kadar soğuksa o kadar durudur.Biz yeniden dalmak isteriz bu bitimsiz işgale.Bu bize atfedilmiş bir olurdu.Dağla hızla aşıp, beton zemine doğru hareket ediyorum.İşte benim siluetim orada gizli.
Çıldırtıcı bir gece yarısı bilmecesi.Cevap verilemeyen bu bilmece ahlaki bir düşünceyi mi barındırıyordu.Buna verilecek cevap tabi ki hayırdır.İnsanlar eğer bilmediklerini arıyorlarsa istikamet doğruca tabuttur.
Sevişgen düşüncelere bulanmış bir beden.Çıldırasıya ilerliyorum hayatın çatlak merdivenlerinde.Her an herhangi bir basamak geri postalayabilir gezgini.
Bizleri birilerine bu kadar bağımlı kılan acaba güzergah mıydı? Umut sarayı yeniden inşa ediliyor.Burası bizler için yegane kurtuluş merkeziydi.Müracaat henüz başlamıştı.Sıranızı kapın ve bekleyin.Umut bir çok port içeriyordu tüm umutsuzlara yeter miktarda…
*
Anlatmakta kararlı olduğum ve sizinde bilmenizi istediğim şey kaynaktı.Değişim.Benim nedenini bilemediğim işte tam da buydu.Hayal ettiğimiz acaba bumuydu?Sertleşen en yüce şey sinirlerimizdi.Herşeyi intikam için yapmadık mı?En ücra yerlerimizde yol çalışmaları yapılmasına izin vermedik mi?toprağı eşelemedik mi? Kurnaz bir tilkinin inine girmedik mi izin almadan yaşamımızı en güzel çağında ölüme olan namus borcumuzdan dolayı sona erdirmedik mi?vahşi bir şey
Gevşek bir kemer, dışarı çıkmaya çalışan bir beden.Ruhsal sorunlarla boğuşan bir beyin, yalnız kalan beden, kendini ruhsuz hissetmek gibi bir şey. Şekeri elinden alınmış bir çocuk. Dağın zirvesi kadar yakın bi gelecek. Çırpınmayı henüz öğrenmiş,akvaryumdan yeni atılmış bir balık, dağlarla dalga geçen nuhun gemisi, ayrılığı derinden yaşamış bir ruh…
*
Yükseklik ve sen.Daima en yüksek basamaktaydın. Kovaladım kovaladım fakat bi türlü ellerine uzanamadım.Ellerini ellerimde hissetmek istiyorum. Bu belki de benim imkansız düşümdü.Fakat yine de umudumu yitirmedim.Onu her yüzde aradım, her yüzü ondan farklı hissettim. Karşılaşacağımı her an bekledim, umudumu yarınları görmek için korudum. Bunun mümkün olduğuna beynimin her milimetre karesini inandırdım ve bu beni mutluluktan çatlatmak üzere
Geçmiş zaman dostları, yıllar sonra beni unutan dostlar. Hepsi beş para etmez bu insanlar benim geçmişimde neden yer alıyorlar acaba? Bu benim en büyük hatamdı.güven,uğraşılması güç bi şey…
Beğenilen nice şeyin tek kusurlu yanı yalnız olmalarıdır.Fırtına henüz başlamıştı tanrının istediği tam da buydu;her şey yerle bir olmalıydı. Bu bir güç dalgasıydı, hızla ilerleyip önüne geleni kendisiyle yol arkadaşı kılıyordu.Değirmenler ekmeğe kaynaklık etmeye devam ediyordu.Büyükannemin yaşamda hoşuna giden en önemli şey belkide undu.
Gelecek bizleri yanına çağırıyor ve bu bizi korkutuyordu.Her zaman özlem duyulması gereken acaba gelecek miydi? Dün ötekilere aitti.Öteki her zaman belirleyiciydi ona soru sorulamaz ve hiçbir eleştiriye muhatap kabul edilemezdi.
Tanrıyı neden sevdiğimi size söylemeyeceğim.
*
Gözlerimden durmaksızın akan gözyaşlarımın kimyası,su beni korkutuyor nedeni sanırım yüzme bilmememdi başka bir nedeni ise kaynaktı
Kirli bir bedene sahip olan fahişeler neden varlar acaba.Onların nedeni belirsiz batışları kendi seçimleri olmadığı belli.Tünel çalışmaları başladı sonuç ise henüz dünyaya gelmiş değil doğum sancısı.
Toprağı eşeliyorum altında ne var acaba. Belirsiz dağlardan akıyorum bilinçsizce, zincire vurulmuş. Geleceğim, yarınım belirsiz.Bana ikram edilmemiş bir yemekteyim henüz kendimi kaybetmemiştim. 3 koca yıl aban armağan edilmiş kasırga yaşadı.
Gözyaşlarım göğsüme doğru akıyor zaman bana faydasızsa benim bu durum karşısında yaptığım ağlamaktı yüzlerce düşüm vardı; bunların en önemlisi platonik takıntımla tekrar karşılaşmaktı bunun mümkün olabileceği beynimi samimi bir mutluluğa doğru sürüklüyordu.Şu an yaşıyorsam bu onun sayesinde. Tek bir düşüm kaldı yüzlercesinden geriye hiçbiri gerçekleşmedi ve beni bombok bir geçmişe sahip bıraktı.Mutluluğu her zaman derin kıyılarda aradım oysa ilerisi daha fazla yüzeye yakındı bir sivrisineğin doğurganlığına sahip olmasını istediğim kadınlar dünyanın sonunu getirecek kalabalığı mümkün kılmalıydı.Toprağın gerekli olmadığı bir gelecek özlemiyle.
Uzak bir yer.Savurgan bir üslupla hızla tırmanıyorum. Kahvaltımım yaptım mı acaba? Sigarayı yakmak için henüz erken bir saat.Ard arda birbirine temas etmeden hızla zıplayan plastikler. içi hava dolu bu nesneler nelere kadirdi acaba?Yüzyıllarca geriden geliyorum, ölüm bana hiç uğramamıştı. Bekli de benden korkmuştu.Ben onun kapısını 3 kez çaldım ama açan olmadı. Herhalde zili bozuktu yada benden korkmuştu. Azrail bana her zaman yenilmeye mahkumdu.Yaş sınırımı aştım, sıramı geridekilere devrettim.
*
Alışmak zorunda kaldığım tek şey onu hatırlamaktı.Gücü bana veren tanrı değildi o sadece beni yönlendirmekle meşguldü.Şeytan ve tanrı arasında hep benim pazarlığım yapılmıştı.
Herkes gibi benimde kendimi özel hissettiğim anlar olmuştur.İnandığım en yüce gerçek ise; psişik güçlerimin olduğudur.Umduğum en önemli gerçek; tekrar yüzleri birbirine kenetlemektir.Onları arıyorum birini buldum fakat nafile.Dönen en önemli; şey saat yelkovan mıydı?Bunu biliyorum. Tanrı beni görüyor ve işitiyor. Kedi gibi nankör kader bana hiçbir zaman inanmadığım şeydi. Yaşam size gülücükler atsın.
Deliliğin basamaklarını hızla tırmandığım bir gün.Gözlerim anlamsızlığını koruyor ve titrek bir cümle dudaklarımda.Mide kanama aşamasında.Dağlar yalnızlar için kaçınılmaz son.Umudumu yitirmek üzereyken onu karşımda bulacağımdan eminim.Bu dünya benim gibilere göre değil.Hayat bizleri daima yalnız kıyılara vurdu.Özlemim onun bakışlarında gizli.Kurulan iki cümle tüm varolan bundan ibaret.Karşılaşacağımdan eminim.Bu benim yazgım.Bana uygun düşen ise kalbimi ellerime alıp onun ürkek dudaklarına sunmaktı.Yitirilme başladığı zaman bile umudumu yitirmedim.Umduğum karşılaşacağımdır.Yaşam bende onunla anlamlı kılındı.O ise bende bitimsiz bir nehir gibi akıyordu kaşlarımın arasının esnekliğinden.
Zamanı size ben hediye etmek isterdim Bu girişimim sonuçsuz kaldı.Bu misyon benim değildi.Hayaletler dört bir yanımı sarıp beni derin dondurucuya koymaya çalışıyorlar ve böylece gelecek nesillerinde beni görmesi mümkün olacaktı.İbret bendim.Hiçbir şey gözyaşlarımın aktığı yerde beni bekliyordu.Ben yüzeyselliği çoktan aşmıştım ve derinlerde geziyordum.Tanrı bana bunu layık görmüştü.En iyi müzisyen ben olmalıydım.Bu da yanıltıcıydı.Benim istediğim mutluluğu bir yerden yakalamak ve bir daha bırakmamaktı.Bana bu elbise dar gelmişti.
*
İmrendirici bir bakış.Yoldan çıkan bir şehzade.Umutsuz bir gün.Yarını hasretle kovalayan bir sürü.Tayyare masalını okuyan bir sürü insan.Bekletilmeyi sevmeyen nice gönüller.Kılıç balığını büyük bir iştahla midesine indiren aç sefiller.Aştığım sadece dokunduğumdu.Toprağı eşeleyen ise parmaklarımdı.Onlara bu misyonu ben yüklemiştim.Yanı başımda çöpleri kovalayan onlarla saklambaç oynayan çocuklar.Vadim onbeşinde gibi.
Kendini başka biri sanmak ya da sürekli ölümü düşlemek.Benim içinde bulunduğum durum tamda üç noktayı işaret ediyordu.Kendini soğuk sulara bırakmak gibi.Elimizden gelen sadece yanılsamanın varlığına inanmaktı.Onsuz nasıl çekilir bu çile bilememekteyim.
İçinde bulunmak istediğim yalnız bir hikayeydi sadece.
Tanrının benim yakarışlarıma cevap vermesini hep diledim fakat nedense onu hiç duyamadım.Tanrıyı sadece yarasalar duyar.Nasıl bir ikilem bilememekteyim.Her zaman onun ardından koşacağım ve günün birinde on a ulaşacağım.Bende ki o takıntısının nedenini bilemiyorum.O benim yaşama nedenimdi.Her an yüreğim parmaklıklarda. Bana bunu layık gören ise inandığımdı.Her seferinde yumruğumu duvara vurdum ve kanatıncaya kadar savurmaya devam ettim.Tükenen sigaram gibi küllerimi görüyorum.Yeniden doğmak için neler vermezdim.Hayallerimin gerçekçi olmasını isterdim.Kesişen iki kümenin kesişen yerinde olmak istemeyenler için bir çözümün olmasını isterdim.
Her şeyi delip,iz bırakmadan ölümü tüm içtenliğimle kalbime basmak istiyorum .Zırvalıyor ve taşırıyorum tüm nehirleri.İnsanları kendi rotama çekip mükemmel bir koalisyon oluşturmak istiyorum.Toprağa tohumu ben attım ve ufaklığı beklemeye başladım. Yanı başımda büyüyecek ve tüm içtenliğiyle göğe doğru tırmanacaktı.Tarihin yapraklarını karıştırıyorum ve gökle ilgili bir sürü masala konuk oluyorum.O bende gizli ve kimsenin bilmediği bir masal kahramanıydı.Onu buna layık gören ise buydu.
*
Yüzlerce soru.Hepsi de aynı cevaba sahip uyum işte bu noktada saçma görünür.Uyum ötekinin zaferini müjdelemiştir.yaşam acaba şu andakinin tamamen zıttı bir konumda kendini bulabilir miydi?Bu şu an imkansız görünüyor.Zıtlık nedeni ile çok kez yalnız bırakıldım. Normal insanlar gerçek olanı bir türlü kabullenmemekte.Aklıma mıknatıs geldi zıtlık denince
Sivilce banyosu.
Tutsak bir gün yarınlarıma gebe.Doğum sancısı başlayalı az oldu.Acaba kimdi yaşamıma sunulacak.Azgın bir boğa gibi kana doğru taarruza geçiyorum.Nafile olan ise bunun beni gülümsetememesi.Dualarım her gece , yastığa başımı koyar koymaz beni istila etmekte.Bu istiladan kurtulmanın en kestirme yolu ise yarına hazır olmaktır.Gelecekle ilgili kurgulara hepimiz sahibiz.Yaşamın bize, riyakar olmayan bir gülümseme doğurmasını rica ederiz tanrıdan.Acaba bize de kulaklarını tıkadı mı?Bundan emin gibiyim.Bizler kötü varisleriz.Emanetin hüsran olmasına neden olduk.Çözümü ise ölümde aradık.Acaba Tanrı da bunun böyle olmasını istemiş miydi?Bundan emin değilim.Peygamberler artık bizim boyutumuza uğramamakta.Onların mevsimi sona erdi, sırada neyin olduğu ise belirsiz…
Gazete sayfalarını kurcalıyorum.Manşet güzelleri ve üçüncü sayfa anlamsızları.Tuhaf haberler, saçma yazılar ve anlamsız köşe yazıları.Yarınlarımız bunlara emanet.Yaşamı onlar şekillendiriyor.Acaba inşa ettikleri bu yeni dünya,kaç şiddetinde bir afete dayanıklıydı? Belirsiz.
Sizler şu andan yana tavır takının!
Kontrolü kaybedeli tam dört koca yıl oldu.Zamanın geçerken bana çektirdiği acıyı anlatamam sizlere.Umudumu kaybederken daha doğrusu kaybetmek üzereyken onun silueti beni geçmişimden alıp bugünümün anlamlılığına getirdi.Cesaret benim kendimden beklediğim en önemli görev. Birkaç hata.Bir kaç kaçak paranoya.Sekiz yıl oldu en yakın arkadaşımın geçmişimde bıraktığı süre.Yıllar sonra hızlı bir atak ve yine hüsran.
Herkesin kendine ait bir sloganı olmalı ve haykırmalı herkes yaşama olan kinini.Bir matkap gibi hissediyorum kendimi önüme gelen her duvarı delip geçiyorum.Onun odasına eninde sonunda ulaşacağım.Geçmişimin kaçak şairi.Yazdığı her şiire tema olmak isterdim fakat o benden haberdar değil.Kim bilir hangi delikte hangi pislikle birlikte.Bunu düşünmek çıldırmak için yeterli bir neden.
Özlem duyulması gereken nice önemlilikler mevcut.Önemli olan bunların önceliliklere göre sıralanmasıdır.Umduğumuz ve hayattan beklediğimiz ilk istek mutlu bir dünün varlığından aşka bir şey değildir.Hepimizin yanı başında bir mutluluk çiçeği filizlenmeye başlamıştır.Yapmamız gereken onu bir şeylere sarılarak, bu bir çınar ağacıda olabilir onu dinç tutmaktır.Dalgaları aşmalı ve kıyıya tekrar ulaşmalı.
Tanrıyı yokuş aşağı yuvarlanırken fark ettim ve herkesin yaptığını(benimle aynı nedeni paylaşanların) yaptım ve onunla konuşmaya başladım.Fakat hiçbir cevap alamadım.Peygamberlerin duyarlılığına sahip değilim belki de.
Teraziye konulan yüreğim.Beş para etmez kalbim o hep aynı heyecan pozisyonunda kaldı ve hiçbir işe yaramadı sadece beni canlı tuttu.Beynim ise aynı sonu paylaştı.Amperi düşük olduğunda sigortası devamlı attı.
Dostlar her şeyi umursayın ve hiçbir şeyi kafaya takmayın!
Susmam gerektiğinin farkındayım.Zaten benden yaşamım boyunca istenen buydu.Zayıf halkalardan oluşan bir DNA.benim sahip olduğumu şehvetti.Tam bir gezinti tanrısı.Her şeyi altüst eden bir yeryüzü harikuladesiydi.Böyle bir felaketi nitelikli bir sıfatlandırma ile kim belirtebilirdi ki.Kazmamı ve küreğimi yanıma alıp en yakın mezarlığa doğru bir yolculuğa çıkmalıydım.Önüme gelen her şeyi bu yolculuğa ahbap kılmalıydım.Oraya varır varmaz hemen işe koyulmalı ve hepsini kazımalı.Gerçek olan:Mezarlık.Mezarlığın insanı ürkütmesinin nedeni belki de bilinçaltımızda yatan ölümün son olmayışıdır.Bilincin tamamen çözüldüğü nokta işte buydu.
*
Lokomotif hızla tünele doğru ilerlemekte, başına ne geleceğini bilemeden.Ana merkezde ben bulunmaktayım.Ucu görünmeyen bu birkaç kilometre uzunluğundaki ölüm sonlu rotaya dalıveriyorum.Amacım sadece gerçeğin ne olduğunu beynime sorgulatmak.Böylece neden psişik güçlere sahip olduğumu insanlara idrak ettirmek.Hakkımda konuşulduğunu artık derinlerde hissediyorum.Özgür cümleler artık kodeste ve müebbette mahkumlar.Kalabalığın içinden yavaşça ilerliyorum ve koşuşturan insanları görüyorum.Hayat gerçektende sonu bilinmeyen bir sürpriz harikuladesiydi.Benim doğum sancım sekiz dokuz yıldır devam ediyordu ve nihayet ilk doğum gerçekleşti ve sonuç ortada.( Her an için yıkım söz konusuydu.)
Ulaşmak için yola çıktım beni şekillendiren ve insanlardan kaçmama neden olan iki kale direğine ve ilk golümü atmak üzereyim.Mutluluk artık benim kıyılarıma da uğramaya çalışacak bu güzel atakla ve ben bu atağın golle sonuçlanacağına eminim.
Bilinmezliğe sürüklenen.Umutsuzca her şey karşısında tutunamayan.Yaşamı bir bilmece gibi yaşayan.Umduğunu bir türlü elde edemeyen.Esaret işte bu.Tam da bu sınırda başlıyor.Boş vermek lazım fakat eller bağlı.Elden hiçbir şey gelmiyor.Çaresiz beyaz bayrak çekiliyor.Sonrası mı?
Şaşkın bir bebek gibi ilk defa görür gibi.Keşfe çıkan bir kaşif gibi.Bilinmezliği yırtan bir kartal gibi heyecanlı.Sonrası mı?
*
İnceden bir alay.Soğuması için rüzgara terk edilmiş bir misafir.Uyum, varoluşun temel yapıtaşıdır.Devinim içinde olan her vaka bu noktadan geçmişe sunulur ve daha sonra ise zaman makinesine binip yanı başımızdaki koltukta yerini alır.Yaşamımız sürekli dün ve yarın arasında takılıp kalmakla meşgul.Bunu katlayıp çöpe uğurlamak için zaman giderek daralmakta.Dört yanım dişiler tarafından sarılmış ve beni sürüklemekteler doğum sancısına. Yeni bir yaşam başlatmak için sürekli atak halinde olan ben, buna karşı kayıtsız kaldım.Her şey benim mutluluğum için düzene konulmuştu.Bana layık görünen ise platonik bir nesneydi.Onu yakalamak iççin daima yükselmekteyim.Her an kollarımın arasında olması gereken tarihi kovalamaktayım ve bu benim olağan tutumumdur.
Her şey umuda gülümseyenlere!
Bastığım her yer kalbimi sızlatıyor.Yüreğimin sızılar içinde kalmasına neden olan geçmişimde bıraktığımdı.Unutmak için hiçbir şey yapmıyorum.Her an hatırlamak ve özlemimi dinç tutmak istiyorum.Yaşam ben de şaşkın bir korkuluk gibi.üzerinde yüzlerce karga.Bu filmi defalarca izlemiştim.Gerçekten de iyi bir sahne idi.
Gözlerim geçmişimde karaladığım sayfalar üzerindeydi.Onlar hatırlamamı sağlayan en önemli materyallerdi.
İpi iğnenin deliğine sokmaya çalışıyorum.Bunu yapabileceğim aklımın ucundan geçmiyor.
Her yüze ayrı bir heyecanla bakıyorum tanıdık çıkması için.Yalnızlık beni daima korkutmuştur.Ölümde yalnızız.
“Her şey ölüm için” işte benim sloganım bu.
Büyülenmiş gibi.Uyuşukluk tüm bedenleri esir almış durumda.Ayılmak için hareket lazım.Gülücüklere boğulmalı her yanımız.Gökyüzüne tırmanmalı ve sonu bedenimizde hissetmeliyiz.Bizler her zaman esareti oynadık ve kurtulmak için hiçbir şey yapmadık.Sadece anlık parlamalar.Geçmişimize sahip çıkmalıyız.Geleceği bu zemine inşa etmeli.Kurtuluş belki de bunda mümkün.Çığlıklarımız tanrıya ulaşmalı nedeni mi? Onun her zaman bize ihtiyacı olmuştur.Biz büyük bir evrenin yapıtaşlarıyız.Kötüler bir köşeye sıkıştırılmalı ve en ağır cezaya mahkum edilmeli.Yaşam bir sorgu merkeziydi ve bizlerde sorgulanmaktayız.Terazi işte bu noktada devreye girer ve uygun görüldüğümüz yere postalanırız.Her şey doğuma ilişikti, bir macera filmi gibi gözlerimiz bir noktada birkaç saniyeden fazla duramaz.Daima hareket.Sorumluluk almaktan kaçarsak özgürlüğe yaklaşırız fakat tanrı bizden özgür olmamızı istemedi o sadece iyi olmamızı istedi.
İyi yanımızı daima korumalıyız.
Rastlantısal gelişen yaşam merdivenleri ve anlamsızlığını ben de hala koruyan dik yokuş.Çarklar eskisi gibi dönmeye başladı.Yıllar önceki pozisyonum bana bir gülücük attı.Bu beni anlatılması güç bir havaya bürüdü.Benim en önemli hazinem dünümde bıraktığımdı.Eğer yarını yaşamak istiyorsak dünümüze sıkı sıkı sarılmalıyız.Dost denince akla gelen ilk husus kötü günün varlığıdır.Yaşamı anlamlı kılan tamda budur.Ölümün gizemini yanı başımızda n eksik etmemeli ve tabii ki o unla tartışmamalıyız.Gününü beklemeli ve o an her şeyi ölüme uğurlamalı.Kesişen bölge bize göre değil biz evrenselde yer almalıyız.Yaşam ve ölüm bize çeşitli hediyeler sunar taraf değiştirmemiz için önemli olan ise bunlara kanmama ve nehrin akışında yerini almak.Bertaraf edilmesi gereken asıl ilginçlik ise kayıtsız kalmaktır.Her şeyin bir sonu vardır ve her sonun bir u dönüşü mevcuttur.Ölümün neyin başlangıcı olduğu tartışma konusu edilmemeli.Tanrı bizden hiçbir zaman bunu istememiştir.Tanrıya kulak asmayan insanlardan biride benim ve ölüm benim yegane amacımdır.Bir şeylerin varlığı ya da bir şeylerin yokluğu.Asıl sorun bu işte.
Davetiyeleri henüz basılmamış bir balo.Yüzlerce maske.Yüzlerce maskesi düşmüş salatalık suratlı züppe.Yüzlerce ısrarla cevaplanması istenen bulmaca.Her şeye aniden kafa üstü dalmış bir genç beyin.Kafatası tam ortadan açılıyor ve her taraf tümör.Temizliğe ihtiyacı olduğu her halinden sırıtmakta.Bu vücut kısmında elimizden geleni yapmalı ve uçuruma sürüklemeli.Aşağıya bakmadan kendini yerçekiminin o gizemli dünyasın bırakmalı.İşte varoluş buydu.Çıktığın çöplüğe geri dönmek.
Ölüm çığırtkanlığı ile beynimi sulandırmakla meşgul.Ölüm yaşamımın her karesinde beni taraftarı olarak gördü. Gerçi bende bu durumdan hoşnuttum ve onu mutlu etmek için üç basamaklı bir merdivende kendimi ona sundum fakat yaşam beni ondan daha çok sevmiş olmalı ki sonuç hüsran.Yaşamım boyunca hep o gizemi merak ettim ve bundan dolayı bu kesit beni hiç mesut etmedi.Kendimi asırlık bir çınar ağacı gibi hissediyorum sanki hiçbir zaman göçmen kuşların peşine takılmayacakmışım gibi.Bir demet mutluluk beynime sunuluverdi bu beni sadece birkaç gün huzurlu kıldı.Bu bir manifestodur.Bu benim yaşamdan anlamadığım her şeyi kaplamakta ve kitapevlerindeki yerini almak üzere.Vahşet benim alınyazımdı.Her an saldırıya uğrayabilirim ve Azrail beni gafil avlayabilir.Yıkımda başlattığım rota düzenbazlığını gerçek olmayan yaşamımda da sürdürüyorum.
Yaşamım boyunca madde ve düşünce ikilemi üzerinde düşündüm, beynimin bir kıyısı madde öteki kıyısı ise düşünceden yana taraf aldı.
Beynimin başı sağ olsun!
Hüsran dolu geçmişime hoş geldiniz.Sizleri çok iyi bir şekilde ağırlamak isterdim fakat tanrı buna izin vermedi.Ona göre ben hiç kimsenin yardımına muhtaç değildim.Gözlerim olmaları gereken yerde değiller ve sürekli zirveyi kesmekteler.Buda beni dayanılmaz kılmakta.Sadece bir damla arı su idi istediğim ve bu da bana fazla görüldü.Mutluluk benim anakaramda zor rastlanılan bir meyve türü gibiydi.Ellerimin altında rasgele karalanmış bir tutam kağıt. Bunların ne anlama geldiği ise meçhul.Beynimi meşgul eden en önemli kare ise dokuz yıl öncesinde gizli.Şaşkınlığı yaratan ise bu anlamlı göz çiftiydi.
Bir köstebek gibi dalıveriyorum derinlere ve tüm mineralleri sindiriyorum.Buna ihtiyacım var.Acıdan kıvranıyorum.Vitamine ihtiyacım var.Acaba diye düşünüyorum fakat neden?Her şey yolunda gidiyor zirveye bayrağımı dikmek üzereyim.Burada bir yanlışlık olduğunu ben de biliyorum.Sanki çift karaktere sahibim.Bir yanım zirvede bir yanım magmada.Çıldırtıcı olan işte bu.Tanrı benden yana ve her fırsatta beni kollamakta.
Sanki son dört beş yıldır sarhoş gibiydim.Fakat fazla bir şey hatırlamıyorum.Duyduğum sesler onlar artık olmaları gereken yerdeler.
Bir yakınımdan duymuştum, hayaletlerinde insanlar gibi olduklarını.Onlarda sessizliği bozmaya çalışmaktalar tıpkı bizler gibi. Onlarda topluluğa ait olmak daha doğrusu yalnızlıktan korkmaktalar.Hayalet geçmişim benim.
Giderek yaklaşıyorum, platonik takıntım her an karşıma çıkabilir.Bu beni muhteşem bir yalnızlığa sürüklemekte.Halkanın her bir parçası yerini almakta.Uzun sürdü fakat….
Bir yılan gibi sinsi.Geçmiş işte böyle bir şey.Herşeyi istediği şekilde sonuçlandırmak ister.Daha önce geçmişimize sahip çıkmalı ve onun izin verdiği doğrultuda yarınımızı şekillendirmemiz gerektiğine değinmiştim bu arada bunun gerçek olup olmadığını daha doğrusu değinip değinmediğimi tam olarak hatırlamıyorum.Gerçek olanın şuan olduğunu ve en seri şekilde tüketilen olduğunu bildiğinizi bilmekteyim.Tüketim toplumunun en fazla tüketilen materyali işte tamda budur.
Tahmin edilmesi en güç şey loto numaraları değildir.Tahmin edilmesi en güç şey bir saniye sonrasıdır.Ne zaman ne olacağına karar veremeyiz.Bu yeti bize Tanrı tarafından verilmemiştir.Bizler meleklerin,şeytanın ve tabii ki tek süper güç Tanrının birer kuklalarıyız.
Onlar bizim dünümüzü,şu anımızı ve yarınımızı istedikleri gibi şekillendirirler.Burada anlatılmak istenen kader değildir daha da kötü bir şeydir.
İpler elimize verilmeli,bu bir isyandır tüm doğaüstü güçlere…..
Karmaşa,her şey birbirine girmeli.Uzak dost daha fazla ıraksamamalı.Mutluluğa giden yolda ihtiyacımız olan yakıtı almalıyız.Mutluluğum ona endeksli.Bir zincirin halkaları gibi.Kopmamanın gerçekleşmesi içim gerekli olan saadet,onon ağzını açması ve diline hükmetmesi ile gerçekleşir.Mutluluğum, belki de ban sunulacak o gizemli yedi rakama bağlı.Bunu elde edeceğimden eminim.En önemli ayrıntıya sahibim.
*
Değişimin bende bıraktığı yegane husus,ölümün gözlerimin önünden bir çelişki eşliğinde uzaklaşmasıdır.Merak ettiğim en önelmiş ayrıntı ise sonun neye gebe bıraktığıdır.Eğer sizde bendeki merağı taşıyorsanız denemeniz için kimse sizi tutmamakta.Yaşadığım her kare sanki daha önceki bir andan fırlamış gibi gözlerimi meşgul etmekte.
Uyku, bana anlamlı gelen tek husus.
Cennete ulaşmak için ellerimizi kirletmemeliyiz.
Sayılara hükmedeceğim anı sabırsızlıkla bekliyorum.Onları kavrayacağım ve hiçbir şekilde bırakmayacağım.En baştan başlayacağım ve sonu görmeden geldiğim yere geri döneceğim.
Sakallarıma hükmedememekteyim, geleceğime olduğu gibi.Dokunmak istedim fakat nafile.Her şey daha doğrusu mutluluk verici olanlar bana uzak durmakta.
Gün tekrar doğmakta ve gözlerim kamaşmakta.Tanrı oluşturduğu bu doğayı yalnızlığa terk etmekte kararlı.Her şey makinelerin istediği doğrultuda gelişmekte.Kendi yaratımlarımızla baş edememekteyiz.Gün gelecek istemediğimiz o şey gerçekleşecek.Hükmeden tarihteki daha doğrusu topraktaki yerini alacak.İşte benim olumsuz oluşumun ana nedeni.
Dönüp baktım ve gördüm, uçsuzluğa sürüklendiğimi.Kanatlarımı onardım ve uçmaya hazırım artık.Bildiğim şey , tekrar yere çakılacağımın bilindiğidir.Yükseldiğim ve basamakları tırmandığım her an kendimi ayaklar altında bulmuşumdur.Beynimin umutsuzluk yüklü bölgesi hep galip gelmiştir.Buna, uygulayıpta, umuda taraf olduğum her yöntem başarısız olmuştur.Yerden oldukça yüksekteydim ve benden önce atlayan herkesin paraşütü açılmışken benimki beni yine aldattı ve beni gri gökyüzünde yalnız bıraktı toprakla çiftleşmeye.Kaybedendim her zaman,benim topraklarım tarıma elverişsizdi ve suya ihtiyaç vardı.Beyin tarlama umut tohumları ekmem gerekmekte.Tohumları elime aldım ve gezinmeye başladım.Tam yere ulaşmak üzereyken hepsi kamikaze dalışına başladılar.Ben bunları hak etmediğimi çok iyi biliyorum fakat Tanrı bana bunları yaşatmakta kararlı.
Umut tohumları, umut tarlalarına!
Lanetler yağdırıyorum bana bunları yaşatanlara.Ahım boynunuza sarılı ip olsun.Altınızdaki iskemleye son darbeyi ben indireceğim ve sizi son yolculuğunuza ben mendilimi lanetle sallayarak uğurlayacağım.
*
Tarihin yorgun sayfalarında yerimi almam gerektiğinin farkındayım.Umutsuzca geçmişte bir yerlere takılıp kaldım.Hiçbir şey benim istediğim rotada gerçekleşmedi.Gözlerimi mutlu olduğum tek o ana diktim ve usulca sonumun gelmesini bekledim.Ben bir çok şeye sahip olduğumun farkındayım fakat sahip olduğumu düşündüklerim sadece birer yanılsama.
Gözlerim bana inat sürekli oyun oynamakta ve beni mutsuzluğa zorunlu kılmakta.Tökezlemek istemiyorum sadece herkesin doğuştan sahip olduğu o bir takım şeylere bende elimi dokundurmak istiyorum.İsyanım Tanrıyı o kadar sevmeme rağmen onun beni hiçbi zaman umursamaması.Başlangıca geri dönmek ve bir daha başlamamak istiyorum. İnanın bu şans bana verilse ve her şeyin istediğim gibi şekilleneceği bana söylense benim tercihim başlamamak olurdu.
Rotam yalnızca mutsuzluluk!
Lokomotif hızla tünele doğru ilerlemekte, başına ne geleceğini bilemeden.Ana merkezde ben bulunmaktayım.Ucu görünmeyen, bu birkaç kilometre uzunluğundaki ölüm sonlu rotaya dalıveriyorum.Amacım sadece gerçeğin ne olduğunu beynime sorgulatmak.
Hakkımda konuşulduğunu artık derinlerde hissediyorum.Özgür cümleler artık kodeste ve müebbete mahkumlar.
Hayat gerçekte sonu bilinmeyen bir sürpriz harikuladesiydi.
Benim doğum sancım sekiz dokuz yıldır devam ediyor ve nihayet ilk doğum gerçekleşti ve sonuç ortada.(Her an için yıkım sözkonusuydu.)
*
Bir kılıç keskinliğinde.Beynime saplanan bıçağı kendi ellerimle yerinden çıkardım ve suçluyu aramaya koyuldum.Tahminimce bu, kötülük Tanrısının bana verdiği bir armağandı.Böylece onu korkuttuğumu anladım.
İnsanlar doğar doğmaz iyi olmaları yönünde yetiştirilirler.Bu olması gereken bir durum.Tanrıda bunu istemekte oysa….
Ters giden her şeyin yoluna gireceğinden eminim.Ben bunları yaşamakla mükafatlandırıldım.Bunlar benim Tanrımın yazdığı bir hikaye idi ve beni de baş kahramanı olarak seçmişti.En başında bundan haberdar değildim fakat sona yaklaştıkça bu gözlerimi aydınlatmaya başladı.Herşey bir kurgu idi…
Masal perimi uçuruma doğru sürüklüyorum.Benim onun için biçimlendirdiğim en olumlu sonuç bu idi.Masal perim ötekilerin sahip olduğundan daha kötümser.Yaşama ayak bastığım gün çamura bulandı ayaklarım.Benim perim buna engel olamadı.O hep dünde takılı kaldı…
Yükseklik birkaç kilometre civarı.Yerçekimi en son düzeyde.Yere çakılmayı bekleyen ağlamaklı.Bende biçimlenen ise fırtına sonrası oluşan çevre gibi.Fırtına yaşandı ve ardında birçok sorun bıraktı.Beynimin her kıyısı cesetlerle dolu.Önce bunları toprağa uğurladım daha sona ise altüst olan çevreyi düzene koymaya başladım ve benim masal perim bunların hiçbirini umursamadan televizyon koltuğunda oturmaya devam etti….
*
Çılgın bir söylencenin bende oluşturduğu o bitimsiz heyecan.Varoluşun tüm çıplaklığı ile sorgulanması gibi yüce bir istem.Biçimlendirdiğim sadece gökyüzünden saçlarıma düşen yağmur damlaları gibi saf bir vaka…
Sürüsünü kaybetmiş bir çoban gibi düşünce girdabına girmiş gibi hissetmekteyim haletiruhiyemi.Günün birinde onları tekrar bir araya toplayacağımdan eminim…
Benim yaşamda aradığım en önemli ayrıntı gizemdir.Bu gizem bir çok doğumu sancısız başarmakta…
Sürüklenen sadece düşünce.
Çıldırtıcı bir öykü ve kahraman.İnançsızlığı kendine görev edinmiş bir cesaret harikuladesi.Onun bu düzeyden beklediği tek şey bir demet papatyaydı.Onları daima kucağında hissetmişti yaşamı boyunca.Alçaklık ve ihanet, kötülerin yegane elemanları zaten iyilikle kesiştikleri tek yerde belirsizdi.Duyumsadığım en iğrenç şey o bitmek tükenmek bilmeyen cümlelerdi.Huysuzluğum Tanrıdan bana bir armağandı nasıl bir armağansa bu.Anlam veremediğim o kadar çok şey var ki nereden başlayacağımı bilememekteyim.En iyisi ben hiç başlamayayıyım.Tanrıdan istediğim sadece bir orkide bahçesi idi.Baktığım yer bulunduğum son noktaydı ve sinsice beni içine çekti benim beş para etmez masal perim.Medeniyet nasıl bir şey ise.Savaşlar.Toprak.Ölümler.Herşey ayaklarımızın altına aldığımız toprak için yapılmakta ve toprak hiçbir zaman üstümüze çıkamayacak biz canlı iken.Eğer her şey ölümle bir parça toprağı kucaklamak ise ben kendi payımı vermeye hazırım ve ben bunda ciddiyim.Liderler purosunu çekerken hayatları boyunca puronun ne olduğuna sahip olamayanlar kanları ile ölüme kafa tutmakta fakat neden.
*
Dişliler hızla dönmekte ve zaman beni uyumsuz bir melodi eşliği |
|
|
 |
deneysel Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
deneysel Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|