ABD, İran'ın nükleerleşmesine kötü amaçla kullanabileceği gerekçesiyle toptan karşı çıkıyor.
Çin ve Rusya ise 'iyi niyetli/barışçı' kalabilir, yapsın, diyor.
AB grubunun çekirdeği olan GK üyelerinden Fransa ise BM'nin disipline ettiği, uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) da ölçütlerini belirlediği koşullarda kabul ediyor.
Başka bir deyişle, uranyum zenginleştirilmesi dışarıda yapılsın ki İran'ı sindirmede elimizde koz olsun, hesabı güdülüyor. Avrupa'nın İran'ın nükleerleşmesinden, teknoloji ihracı ile çıkarı olduğu da biliniyor.
Karar, tahminen üçüncüsü olacak.
Yani, ABD istediği kararı çıkaramayacak.
ABD'nin etkileme gücü, askeri gücüne göre kısıtlı kalacak.
ABD'nin esas gücü konusunda bir kaç satır yazmıştık, hatırlayınız.
ABD'ye ilişkin tenkitleri bir kenara bırakıp İran'a dönelim. Tahran, Küresel Toplum'un Washington'a olan öfkesini kullanarak, nükleerleşme konusunda adeta bir emperyalist tekeli kırma mücadelesi veren kahraman görüntüsü çizmeye çalışıyor. Bush'a felsefi mektuplar yazarak, dış siyasetini ulvileştirmeye kalkıyor. Bu da bizi İran'ın diplomasi sistemine ilişkin bazı değerlendirmeler yapmaya zorluyor.
İran, nükleer programının barışçıllığına UAEK Başkanı Nobel ödüllü Prof. Baradei'i ikna edememiştir. Baradei'den Bush nefret ettiğine göre, İran'dan kuşkulanmakta hakkımız vardır. Bu bir!
İran'ın dış siyaseti, bugün için başarılı görülüyorsa da, ilkeli (ve felsefi) olmaktan uzak, tam aksine pragmatiktir. İçinde dinsellik, bağnazlık, kurnazlık ve gerçekçilik unsurlarının olduğu değişkenliğe sahiptir.
Milli çıkarları savunmak ayıp değil, üstelik sorumluluk. Ancak, bunu paravanlamak ne kadar doğru?
İran'ın Kafkasya diplomasisi, Azeri-Ermeni ihtilafında ikinciden yana tavır koymamış mıdır?
İran'ın üçte biri Azeri, Azeriler'in de kahir ekseriyetinin Şii olmasına rağmen Tahran hep Erivan'ın yanında yer almıştır. Etnik/dini kardeşliğin gereği yerine Büyük Azerbaycan'ın kendi ülkesi aleyhine genişleyebileceğinden veya ABD'nin bu genişlemeyi tahrik edeceğinden çekinerek ulusalcı kesilmiştir.
İran, PKK'ya yönelik askeri tedbirler aldı. Bunun ardında Türkiye'nin gönlünü almak kadar, PKK'nın İran'daki Kürtçü teröristlerle işbirliğinden duyduğu rahatsızlık yatmamakta mıdır?
İran zaten tarih boyunca Kürtçülüğe karşı olmuş, ama geçmişte PKK'yı Türkiye'ye karşı da kullanmıştır. Sadece Irak değil, tüm Ortadoğu Kurtlar Vadisi!
(Mim Kemal Öke tarafından yazılan bu makale, 15 Mayıs 2006 Pazartesi günü yayınlanan H.O. Tercüman Gazetesindeki köşe yazısıdır).
|
|