Kayıtlı Kullanıcı Girişi |
|
Reklam |
Haberler |
|
|
|
|
|
|
|
|
|
|
 |
EKONOMİK ÇÖKÜŞ okunuyor. |
|
 |
Baþlýk |
: |
EKONOMİK ÇÖKÜŞ |
| Kategori |
: |
Şiir |
| Ekleyen |
: |
SERDAR YAY |
| Eklenme Tarihi |
: |
01.07.2009 |
| Okunma Sayýsý |
: |
44 |
|
|
|
Yazý Ýçeriði |
Hükümetin övünç kaynağı olan! ekonomimiz global krizin etkisini derinden hissetti ve Türkiye ekonomisi yılın ilk çeyreğinde yüzde 13.8 lik küçülme oranıyla tarihe geçti. Bu oran, 1945 yılındaki yüzde 15.3 küçülmeden sonra Türkiye Cumhuriyet tarihinin en yüksek küçülmesi oldu.Sayın Başbakanımızın ‘ kriz bizi teğet geçecek ‘ söylevlerinin de ne kadar boş olduğu anlaşıldı.Aslında aylardan beri ülkemizin önde gelen ekonomistleri bu küçülmenin olacağını önemli olanın bu küçülmenin etkisinin atlatılması gerektiğini vurgulamıştı.Fakat bütün dünya bu global krizin etkisinin azaltmanın etkisini yaparken hükümetimiz yaptığı açıklamalarla halkın yüreğine su serpmeye çalışıyordu.
TÜİK’in açıkladığı içler acısı oranları televizyonda gördüğümde ilk olarak yine bir televizyon programında açıklama yapan Sayın Başbakanımızın konuştuklarını hatırladım. Krizin Türkiye’yi teğet geçeceğinde ısrar eden Sayın Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Nisan ayında katıldığı bu televizyon programında, “Eksi büyümeyi telaffuz etmem! Bana bunu söyletemezsiniz! Kesinlikle eksilere Türkiye girmeyecektir, büyümede yine artıda kalacağız” diyordu...
Gelinen nokta hükümetin her fırsatta eleştirdiği Ecevit-Bahçeli-Yılmaz hükümetinde yaşanan yüzde 9.8 lik küçülmeyi geçmekle kalmamış,bir çok alandaki rekor düşüşler cumhuriyet tarihinde bir ilk olarak karşımıza çıktı.Başbakanın artık bir kozu daha kaybedilmiş oldu.Daha geriye gidersek 1939-1945 yıllarını kapsayan İkinci Dünya Savaşı’nın etkisiyle sarsılan Türkiye ekonomisi tarihinin en büyük düşüşünü yaşamış bu küçülme yüzde 15.3 olarak gerçekleşmişti.Henüz açıklanan yüzde 13.8 lik düşüş ikinci sıraya yerleşirken,ona en yakın olarak 1927 yılında görülen yüzde 13 lük düşüş ve 1932 yılındaki 10.7 lik ,1941 yılındaki 10.3 lük düşüş geliyor.Cumhuriyetin ilk yıllarındaki karışıklığı,tarihin en büyük savaşlarından çıkmış bir ekonomiyi ve kurulmaya çalışılan düzeni göz önüne alırsak bu krizleri normal görmemiz pek yanlış sayılmaz.
Birazda sektörlerdeki düşüşü inceleyelim.Madencilik yüzde 13,İmalat yüzde 18.5,İnşaat yüzde 18.9,İç ticaret yüzde 25.4 ,Ulaştırma yüzde 17.6 lık düşüşle ekonomimize en derin yaraları vuran sektörler olarak karşımıza çıkıyor.Aslında en çok yüzde 3 lük düşüşle tarım sektörünün üstünde durulması gerekliliğine inanıyorum.Türkiye ekonomisinin yaklaşık yüzde 30’unu oluşturan tarım hükümetimizin izlediği yanlış politika sebebiyle ekonomimizin artık yüzde 5 ‘ini bile oluşturamaz hale gelmiştir.Yağışların en iyi olduğu dönemde,toprağın verimli olduğu şartlarda tarıma verilen önem azalmış,verimlilik eksi seviyelere inmeye mecbur bırakılmıştır.Bugün dünyanın en gelişmiş ülkelerinin bile en çok önem verdiği tarım sektörünün,ülkemizdeki durumu aslında bu küçülmenin hiç de beklenmedik olmadığını açıklamaya yetiyor.Bir an önce düzlüğe çıkmak için izlenen yanlış politika gözden geçirilmeli,verimli topraklarımızdan üst düzeyde yararlanmanın yolları aranmalıdır.
Hükümetin görmezden geldiği,Sayın Başbakanımızın ısrarla söylediği ‘kriz bizi teğet geçecek’ söylevlerinin ne kadar asılsız olduğu aslında çok önceden belliydi.Halkın içinde bulunduğu vahim durum, sendikaların,konfederasyonların,derneklerin,basın yayın kuruluşlarının günler öncesinde yaptığı açıklamalar krizin aslında teğet değil de tam ortamızdan geçerek bizleri yaralayacağını anlamamıza yetmişti.Nedenini anlayamadığım bir ısrarla Sayın Başbakan dün yine ‘Ulusa Sesleniş’ konuşmasında benzer söylemlerine devam etti.’Krizi en az hasarla atlatan ülkeler arasındayız.Hamdolsun!’ sözleri bahsettiğim konuşmanın bir özetiydi. Gerçeğin görmezden gelinişi bu küresel krizde Macaristan’dan,Slovakya’dan,Brezilya’dan ve daha bir çok ülkeden bile daha fazla düşüş yaşayarak The Economist’in listesinde birinci sıraya yerleşmemizi sağladı. Böylece Türkiye ekonomisi, Avrupa’da kabul edildiği biçimiyle teknik olarak resesyona girmiş oldu.
Bu düşüşün sebebi küresel kriz kapsamında gerekli önlemleri almayan,kendi bildiğinden başka yolu çözüm kabul etmeyen hükümettir.Nitekim krizin çıkış yeri sayılan ABD bile izlediği stratejilerle,oluşturduğu uzman kadrolarla bu sıkıntılı dönemde küçülmesini yüzde 2.5 luk gibi bir oranda tutmayı başarmıştır.Ülkemizin bugünü ve geleceği için hükümetimiz bu tarihi rekordan ders çıkarmalıdır.
Peki bu ekonomik çöküşten kurtulmak için neler yapmalıyız? Yapılacak ilk iş gereksiz söylevler yerine mantıklı politikalar izlenmelidir.Kabine içinde ki değişikliklerle ekonominin değişmeyeceği muhakkak bilinmelidir.Her konuda hükümetimizin aradığı ‘Aklı Selim’ profiline uygun kişiler ekonomimizi yönetmelidir.Bu krizden ve düşüşten kurtulmanın yolu dış ticaret açığı yaratmayan,istihdam sağlayan ve sürdürülebilir bir ekonomik yapıyı sağlamaktan geçeceği anlaşılmalıdır.Bu noktada daha önceden belirttiğim gibi tarıma önem verilmelidir,zor da olsa döviz kuru politikasını kontrol altında tutmaya çalışılmaları,yapılmaya çalışılan üreticiye teşvik politikaları bütçe doğrultusunda arttırılmalı,talebin önünü açacak girişimlerde bulunulmalı,kaynaklardan tam ve yararlı verim sağlanılmalı ve yerli malı teşvikine yönelik adımlar atılmalıdır.
|
|
|
 |
EKONOMİK ÇÖKÜŞ Yazýsýna Yapýlan Yorumlar |
|
Bu Yazýya Henüz Yorum Yapýlmamýþ Veya Makale Sahibi Tarafýndan Yorum Onayý Bekleniyor. |
|
|
 |
EKONOMİK ÇÖKÜŞ Makalesine Sizde Yorum Yapmak Ýstermisiniz? |
|
|
|